Trakya’nın Çevirmecileri

1 yıl önce
196 kez görüntülendi

Trakya’nın Çevirmecileri

Baharın gelişiyle birlikte Trakya’da bir lezzet yolculuğu başlar. Kışın tüm rehavetinden silkelenmek isteyenler, damak şenlendirecek o en tatlı (!) bahanelerine yaslanır, hafta sonu hayattan kısa bir an çalabilmek için yollara düşerler. Mangal kömürünün isine bulanmış kişi muhtemelen etten anlayan (!) ailenin babasıdır. Hani ateşi bir yakabilse eti pişirmek iş değildir de, “vay” dili damağına yapışmış onu bekleyenlerin haline.

Bu zahmete girmek istemeyenler direksiyonu nereye kıracaklarını üç aşağı beş yukarı bilirler. Hoş, Trakya’da buna pek de gerek yoktur ya, yine de bir yerlerden şehir efsanesi gibi kulaklarına çalınmış salaş bir mekan olmaya görsün ? İş o zaman daha kolaydır.

Adını dile düşürmüş Trakya’nın nefasetli et ürünleri, kemiğinden iliğine, sakatlarından etine kadar damıtılmış yöre lezzetlerine dönüşerek, her durakta farklı bir haliyle dikilir karşımıza. Tereddütsüz söyleyebilirim ki; Trakya’nın her neresine giderseniz gidin, Trakyalılar ile özdeş en lezzetli sakatat çorbalarını Edirne’nin güney ilçelerinde tadarsınız. Keşan’ın eline kimse su dökemez. İpsala ve Enez’in de Keşan’dan kalır tarafı yoktur hani.

Aaa, unutmadan ! Sezar’ın hakkı Sezar’a…Lüleburgaz’da, Kubbeleraltı lokantalarından birinde -ki ben size Durak Lokantası’nı tavsiye etmiş olayım- kara fırında pişe pişe damıtılmış kemik suyuna çorbaların hakkını da vermek gerekir. Bezen, kendi şehrinin adını omuzlanarak karşımıza çıkan köfteler lezzet peşinde yola düşenler için yeterli bahanedir. “Hani bir zaman, falan yerde (!) bi’ köfte yemiştik.” diye başlayan cümleler, bazen o yörenin tanıtımında kitapların, turizm broşürlerinin sağladığından daha fazla fayda sağlar.

Keşan’ın “satır et”i, Çerkezmüsellim’in “papuç köftesi”, Malkara’da layıkıyla tadabileceğiniz “kaşarlı köfte” kendi yörelerine azımsanmayacak bir bilinirlik katarken, kendi şehirlerinin adını taşıyanları da hatırlamak gerekir. Tekirdağ köftesi ile Kırklareli köftesi, tadıyla damakları şenlendirdiği kişilerin, en çok da kendi hemşerilerinin ağızlarından tatlı bir şöhret yarışına girer. Onların bu tatlı atışmasına başka lezzet düşkünleri şerh düşer : “Siz hiç Ahmetbey köftesi tatmadınız herhalde ?” ya da “Uzunköprü köftesini, hele bir de Köfteci Niyazi’de tadacaksın, başka köfte aramazsın ?”

Kızılcıkdere’nin, Hamitabat’ın, Yenice’nin, İnecik’in kasap sucukları; eskisi kadar olmasa da Balkan köylerinde hala küpe basılan ve bir çeşit kavurma olan sızdırmaları; ister salaş bir mekanda ister şık şıkıdım bir restaurantta tadına bakacağınız Trakya’nın nefasetli hayvanlarının etlerinin ustasının maharetli ellerinde lezzetini katmerlemiş, damak çatlatan diğer ızgaraları…

Bir de Trakya’nın meşhur çevirmeleri var ki, o ne lezzettir !

Trakya’nın pek çok kasap reyonunda “müjde” kabilinden, sekiz sütuna sekiz manşet ilan edilir. “Gelibolu süt oğlağı gelmiştir.” Bu “süt oğlağı” veya “süt kuzusu” tabiri çevirmecilerin jargonunda sihirli bir çekim yaratır.

Bakmayın siz, son yıllarda tüketim ihtiyaçlarına cevap verebilmek için, besicilik üretimiyle ikinci, üçüncü döl süt kuzuları elde edilebilindiğine. Doğal yayılışıyla yetiştirilen hayvanların yavrulama zamanları bahar aylarıdır. Hatta eskiler bu değerli etlere sahip hayvanları “süt kuzusu-süt oğlağı” tabirleriyle olduğu gibi, Trakyalılar’a has bir başka isimlendirmeyle taçlandırırlar. “Hıdırellez kuzusu” ya da “Hıdırellez oğlağı”…

Sözün özü; ne vakittir ki Hıdrellez’in eli kulağındadır, o vakit çevirme zamanı gelmiştir.

Diz boyunca derinlikte, uzun uzadıya açılan kuyuların içerisine odun ateşleri yakılır. Hele ki meşe odunları köz köz yanıp feri sönecek kıvama gelecek ki; üzerine kazığa geçirlilmiş süt kuzuları ya da süt oğlakları dizilebilsin. Dizmeden evvel kekikli yağ, salça karışımı ile sıvazlanıp tuzu verilen çevirmelikler nar gibi kızarsın. Kimi zaman bir üst dizgideki süt kuzusu-oğlağı, bir alttaki çevirme dizgisine alınıp ateşe yaklaştırılır. Böylece her bir kazıktaki hayvanın etinin layıkıyla pişmesi amaçlanır.

Demlene demlene, çevrile çevrile pişen etleri kazıktan çıkarmak –eğer ki layıkıyla pişmişlerse- hiç de zor değildir. Kazıktan alınan etlerin altına büyükçe bir sini konulur. Ustaları maharetlerini şova dönüştürürcesine sunarlar ki; kazığı iki yanından silkeleyince karın boşluğundan ayrılan etler buhur buhur siniye düşüverir. Bazense, bu karın boşluğuna atılacak küçük bir bıçak darbesi tüm etin kazıktan boşalmasına yeter de artar bile. İşte bu, ustasının maharetini de ortaya koyar.

Taş fırında, üzeri folyo ile kaplanmış sini içerisinde demlene demlene pişirilen süt kuzusu veya oğlağı bazılarınca “çevirme” kabilinden görülmez. Onlara göre, kazığa geçirilmediyse o et o “çevirme” değil, “tandır”dır.

Oysa Trakya’da bu durum böyle görülmez. Sinide ister bütün, ister parça parça yerleştirilen etler hafifçe tuzla ovulup, kuzu gömleğine sarılır. Siniye yapışmaması için bir parça su ilavesi yapılır ve kendi yağıyla demlene demlene pişirilir. Bir süre sonra etler ters yüz edilerek, yani çevrilerek (!) diğer taraflarının da pişmesi sağlanır. Bazı ev mutfaklarında ise; fırından almaya yakın kavrulmuş kuru soğan ve salçalı su karışımına ilave edilen taze soğan ve naneden oluşan bir sos gezdirilir. Ara ara etlerin siniye saldığı öz suları, kurumaması için kaşık yardımıyla etlerin üzerine gezdirilerek, buhur buhur nefis bir lezzet yakalanır.

Hep süt kuzusu ve süt oğlağından yapılan çevirmeden bahsettik ama köz üzerindeki en lezzetli piliç çevirmeleri “Sütlü Tavuk” namıyla Pomak Mandıra’da bulursunuz. Hafta sonları kapılarında kuyruklar oluşan o şaşaalı günlerinin uzağında olsa da, hala en lezzetlisini Babaeski’nin bu güzel beldesinde tadarsınız.

Sözün hasılı, Trakya’daki çevirme ustalarının cem-i cümlesini, kuşkusuz, Eylül ayında düzenlenen Pavli Panayırı’nda bulursunuz. Fakat, baharın o körpe lezzetlerini tam zamanında ve Trakya’nın o meşhur çevirmecilerinin izini ayrı ayrı sürmek istiyorsanız eğer, gelin hep birlikte yola düşelim.

TRAKYA’NIN MEŞHUR ÇEVİRMECİLERİ

HASAN ERDAL

“Sütlü Tavuk Çevirme” için Büyük Mandıra’ya…

Büyük Mandıra, Kırklareli’nin Babaeski ilçesine bağlı bir belde yerleşimidir. Halkının neredeyse tamamı kültür köklerine sıkı sıkıya bağlı Pomak göçmenlerden oluştuğu için, yörede Pomak Mandıra olarak anılması bir o kadar yaygındır. Trakya’nın en neşeli, en keyfe keder (!), en “susuz aşım dertsiz başım” insanlarını burada görürsünüz. Trakya’nın bu şirin beldesinde günün her satinde raslayabileceğiniz canlılık, kendine has ritim sizi şaşırtmaya yeter de artar bile.

Beldenin bu ritmine ortak olmak isteyenler, civar yerleşimlerden, hatta İstanbul’dan yollara düşerek, özellikler hafta sonları Büyük Mandıra’yı komşu kapısı ederler. Trakya’ya has eğlencenin eksik olmadığı gecelerden “dem” almak isteyenlerin bir bahanesi de bu beldeye has “ sütlü tavuk çevirme”dir.

Sütlü tavuk, Büyük Mandıra’yla olduğu kadar, yörede bu işi dört kuşaktır yapan Erdal ailesiyle özdeştir. Kime sorsanız, size “Erdallar’a gidin !” der. İki ayrı kardeşin işlettiği iki ayrı işletme kafanızı karıştırabilir. Hasan Erdal’ın ve Mustafa Erdal’ın yeri ayrı ayrı mekanlardır. İkisi de sütlü tavuk çevirme yapsa da, Hasan Erdal bu işi önceki kuşaktan meslek edinerek sürdürmüştür. Mustafa Erdal ise Almanya’dan dönüş yaptıktan sonra, ayrı bir mekan açarak Büyük Mandıra’da işletmeciliğe girişmiştir. Her ikisinin de aynı köklerden beslendiğini göz önüne alarak, tercihi size bıraksak da, biz size Hasan ERDAL’ın yerinden bahsetmiş olalım.

İşletmenin başında şu an dördüncü kuşak olan Ahmet Teoman ERDAL var. Mekanın adını cilalayan ise babası Hasan ERDAL olmuş. Hasan ERDAL yeri geldikçe işinin başında olduğunu hissetirse de, zamanla değişen eğlence, yeme-içe alışkanlıklarını yeni kuşağın daha doğru okuyabileceğininde hareketle mesleği yeni gelen kuşağa güvenle devredebileceğinin ayırdında olmuş.

Sütlü tavuk özel bir sosta bekletilen piliçlerin köz üzerinde çevrilmesi yoluyla hazırlanıyor. Bu çevirme süreci itinayla takip ediliyor. Küçük ve büyükbaş hayvanlarından elde edilen etlerin bu denli meşhur olduğu Trakya’da, beyaz eti bu denli dile düşürmeleri ile bile onları özel kılmaya yetiyor. Dile kolay; 4 kuşaktır taşınan, nereden baksan 50-60 senelik bir lezzet devşirmesinden bahsediyoruz.

Şimdi eski şaşaalı günlerinin uzağında olsa da; 80’li 90’lı yıllarda, hele ki hafta sonuysa, o zamanlar küçük bir köy olan beldeye gelen araçlardan trafik tıkanır, gelenler yer bulmak için beklemek zorunda kalırlarmış. Şimdilerde 600 kişilik kapalı, 1000 kişilik açık alana sahip Hasan ERDAL, misafirlerini aynı konukseverlikle ağırlamaya devam ediyor. Davetler ve her çeşit organizasyon için yeme-içme hizmeti veren mekan, müziğiyle de Trakya’ya has eğlence anlayışına hitap ediyor.

Hasan Erdal’ın Yeri

Büyük Mandıra Beldesi / BABAESKİ

Tel : 0 288 533 40 28 – 0 544 506 48 30 ( Ahmet Teoman ERDAL )

ARZUM ET LOKANTASI

Tam bir yol üstü lezzet durağı…

İstanbul yönünden Edirne’ye doğru uzanan eski E-5 karayolunu kullananlardan biriyseniz, hele de Lüleburgaz’a yakın bir yerlerdeyseniz, Arzum Et Lokantası tam size göre bir yol üstü lezzet durağı olabilir. Uzun süre direksiyon başında olanlar için, “kazıntı” yapılası bir mekan olmanın ötesinde, her gün için belli sayıda hazırladıkları süt kuzusundan çevirmeleri ile de bir o kadar davetkar.

Lüleburgaz’ın Yeni Bedir köyü, tam orta yerinden E-5 devlet yolu geçen bir yerleşim yeri. Arzum Et Lokantası’nı iki katlı bir evin alt katında ayırt etmenizi sağlayacak tek şey, binadan yola doğru çıkartılmış, çevirmelerin pişirildiği camekanlı küçük yapı olacaktır. Muhtemelen, kazığa dizilmiş kuzuları da fark etmeden geçemezsiniz zaten.

Bir aile işletmesi şeklinde kendi yağıyla kavrulan bu işletme, salaş bir yol üstü lokantası. Masasında, sandalyesinde, kaşığında, çatalında bir çalım bir caka bulamayacaksınız muhtemelen. Fakat, tam da mideniz kazınırken, yol üzerinde birden karşınıza çıkan böylesi bir mekanlarda raslayabileceğiniz lezzetler daha akılda kalıcı olabilir.

Kapalı mekanında 20 kişiyi ağırlayabilen Arzum Et Lokantası, yoldan görülmeyen, binanın arka tarafına denk düşen bir de bahçeye sahip. Havaların iyileşmesiyle ilave masalar dışarıya çıkartılıyor. Her gün satılabilecek oranda hayvan kesilip, çevirmesi yapıldığından, bazen çevirme sizin planladığınızdan erken bitebiliyor. Bunun için telefonla önceden bilgi sahibi olmanız hevesinizi kursağınızda bırakmayacaktır.

Arzum Et Lokantası

Yeni Bedir Köyü / LÜLEBURGAZ

Tel : 0 288 426 45 30 – 0 541 573 03 34

ÇEVİRMECİ ÖMER USTA

Şöhreti Trakya’yı aşan bir çevirme ustası…

Trakya’nın son yıllarda şöhretini dilden dile dolaştıran çevirmecisi Ömer Usta, Pınarhisar’ın Sütlüce köyünde hizmet veren bir lezzet durağı. Trakya’nın bildik ana yolları üzerinde olmayışı dezavantaj gibi görülebilir. Sütlüce Köyü’nün meşhur çevirmecisi Ömer Usta’nın damıtılmış lezzetinden tatmak isteyenler için “Her yol Roma !” Biz yine de size, Sütlüce köyünün Lüleburgaz’ın Ahmetbey beldesi ile Pınarhisar yolu üzerinde olduğunu, köy merkezine girmek için ana yoldan içeriye girmeniz gerektiğini hatırlatmış olalım.

Çevirmeci Ömer’in namı öyle almış yürümüş ki, kara fırında damıttığı meşhur çevirmelerini tatmak için İstanbul’dan hatta daha ötelerden, günübirlik gelenlerin sayısının bir hayli olduğunu söyleyelim. Bir aile işletmesi olan işletmede işleri Ömer Usta’nın oğlu Mutlu GÜLEÇ yürütüyor. Gelen gidenlerin ağırlanması, işlerin yürümesi onun sorumluluğunda. Lezzet ise Ömer Usta’nın ellerinden devşiriliyor hala. Tabi, deneyimlerini arkadan gelen kuşağa aktardığını da söylemek yerinde olacaktır.

200’ün üzerinde misafir ağırlayabilecek kapasiteye sahip mekan, mevsim gereği bahçeye de taşabiliyor. Her halükarda kuzu veya oğlak çevirme bulabileceğiniz mekanda bahar aylarıyla birlikte hareketlilik artıyor. Bu sebeple gelecek grupların önceden haber vermesinde yine de yarar var.

Çevirmeci Ömer Usta ( Ömer Güleç )

Sütlüce Köyü / PINARHİSAR

Tel : 0 535 859 41 32 ( Mutlu Güleç )

EFKAN, TAŞ MEKAN

Doyumsuz bir manzara, şık bir makan…

Efkan Taş Mekan, Kırklareli’nin Demirköy ilçesinde geçtiğimiz yıllarda açılmış şık bir yol üstü lezzet durağı. Aynı zamanda Kırklareli’nin gözde turizm beldesi İğneada yolu üzerinde oluşuyla, şanslı bir konuma sahip.

Mekan, Demirköy – İğneada yolunun 4. kilometresinde, yüksekçe bir tepenin düzlüğünde, nefis bir manzaraya sahip. Taş ve ahşap işçiliğinin şık bir örneği olanEfkan Taş Mekan, ferah yemek salonuyla olduğu kadar, verandasıyla da göz dolduruyor. Öte yandan geniş bahçesinde kır masaları ve çocukların vakit geçirebilecekleri oyun alanları var.

Istranca dağlarının yeşile kesmiş panaroması Efkan Taş Mekan’dan doyumsuz seyirlikler sunuyor. Tabağınızdaki lezzeti sohbetle katmerlendirmenin en güzel yollarından biri bu manzara. Sizi kuşatan yemyeşil orman, az aşağıdaki dağ çileği tarlaları ise cabası.

Bu yörenin doğal yayılışıyla beslenen bu yöre hayvanlarından elde edilen etlerin baskın olduğu menüde, bahar aylarından yaz sonuna uzanan bir periyod boyunca kuzu ve oğlak çevirme bulabiliyorsunuz. Mekanı ziyaret edenlerin sayısı bir hayli fazla olduğu için, önceden telefon açmanızda yahut gelecek gurupların talepleri doğrultusunda bir gün öncede sipariş verilmesi, o çevirmenin sırf sizin için hazırlanmasını garanti etmeniz tavsiye olunur.

Efkan Taş Mekan

Demirköy-İğneada Yolu, 4. Km / DEMİRKÖY

Tel : 0 288 681 64 73 – 0 533 315 28 83

KAVAKLIK KIR LOKANTASI

Aracınızla Keşan’ı henüz yeni çıkmış, yönünden Gelibolu’ya doğru ilerliyorsunuzdur. Henüz Saros Körfezi’nin mavi gözlerini görmeden evvel, denizden yukarılara ıtırlı çam kokuları taşıyan hafif bir esinti, yolun 10. kilometrelerinde sağınızda raslayacağınız kavak ağaçlarının yapraklarını titretir. Denizin iyotuyla çam kakuları birbirine karışır.

Derin bir soluk almak ihtiyacıyla aracınızı durdurmak isterseniz, kavak ağaçlarının kuytusundaki ismiyle müsemma (!) bir mekan sizi çağırır. “Kavaklık Kır Lokantası”…

Keşan’a bağlı Bahçeköy yol ayrımının başındaki bu kır lokantası, Keşan’ın adı dile düşmüş satır etini tadabileceğiniz mekanların başında geliyor. Ama biz size bu yazıda çevirme bulabileceğiniz mekanları tavsiye ediyoruz, Kavaklık tam da size göre bir mekan.

Yörede yetişen hayvanların etleri çok lezzetli. Olabildiğince doğal yayılışıyla beslenen süt kuzularının, oğlaklarının etlerinden yapılıyor çevirme. Komşu ilçe Gelibolu’nun aynı şöhretteki körpe kuzularının da ihtiyaç duyulduğunda bulunabildiğini hatırlatmalıyız. Etlerde o nefasetli kokuyu, tadı derinden bulabiliyorsunuz.

Yüz kişiden biraz fazla sayıda insanı ağırlayabilecek iç mekana, kavak korusunun içerisinde düzenlenmiş bahçe eşlik ediyor. Yaz aylarında püfür püfür bir ortamda tabağınızdaki lezzetlerin tadına bakabiliyorsunuz. Bahçe çeşitli organizasyonlara ve davetlere de ev sahipliği yapmaya müsait.

Kuzu çevirmesi satır eti kadar meşhur. Odun ateşinde, kazıkta kuzu çevirme bulabiliyorsunuz. Bir yol üstü durağı oluşuyla, çevirmesinin çabuk tükenebileceğini bilerek önceden telefonla bilgi sahibi olmanızda yarar var.

Gelmişken, çevirmenizle birlikte Gelibolu yöresinin mandıracılık kültüründen devşirdiği tava yoğurtlarından denemelisiniz. Kendi müdavimlerini oluşturmuş Gelibolu menşeili koyun yoğurdunun et ürünleriyle, dolayısıyla kuzu çevirme ile tadılmasının uyumundan bahsetmeye gerek bile yok. Nakit veya kredi kartı ile ödeme kolaylığı bulabildiğiniz gibi, aracınızı park edebileceğiniz bir alan sahip olduğunu da dile getirmiş olalım.

Kavaklık Kır Lokantası

Keşan Gelibolu Yolu, 10. Km ( Bahçeköy Yolu Ayrımı ) / KEŞAN

Tel : 0 284 712 25 05 – 0 543 485 90 10 ( İzzet CEYLAN )

KERİMOĞLU ET RESTAURANT

Istrancaların kuytusunda bir lezzet durağı…

Kırklareli’nin Pınarhisar ilçesine bağlı Yenice, Istranca Dağları’nın ( Yıldız Dağları ) tabiri caizse tam da eteklerinde kurulmuş bir belde yerleşimidir. Tarım ve hayvancılık ile geçimini sağlayan belde, sahip olduğu doğanın nimetlerini eko turizm olanakları çerçevesinde değerlendirmenin yollarını aramaktadır. Bu yollardan biri de lezzet turizmini yörede oturtabilmek için yapılan girişimlerdir.

Kerimoğlu Restaurant tam da bu anlayıştan hareketle 2011 yılı Ağustos’unda açılmış, doğanın tam da orta yerinde bir lezzet durağı.Yenice merkezde senelerdir hizmet veren diğer mekanlarını kapatıp, yeni bir anlayışla açtıkları bu yeni mekan; şık mimarisi, yöre dokusuna uygun düzenlemesi, saip olduğu manzarasıyla insanı kendine çeken bahçesi ile kısa sürede kendi müdavimlerini oluşturmuş durumda.

Yenice Beldesi’nin Pınarhisar yönünden girişinde, yolun solunda göreceğiniz Kerimoğlu Restaurant aynı zamanda bir et ürünleri işleme merkezi. Bir satış reyonuna da sahip restaurantın kendine has ürünlerinin yanında, Nisan ayı ortalarından itibaren oğlak veya kuzu çevirme bulabiliyorsunuz.

Ferah, şık mutfaklarını gezebileceğiniz mekanın taş fırında hazırlanan çevirmesi, Yenice Beldesi’nin bu alanda edindiği şöhreti perçinler nitelikte. Gelen grupların önceden haber vermesi durumunda onlara özel hazırlanılması, müdaviminin çok olduğu bu yol üstü lezzet durağına gelenlerin eli boş dönmemesi garanti ediliyor.

Kerimoğlu Restaurant & Et Ürünleri

Yenice Beldesi / Pınarhisar

Tel : 0 288 685 52 67 / 0 536 326 88 16 / 0 537 353 95 10

LALADERE KIR LOKANTASI

Trakya Karadenizi’nin bir diğer gözde turizm beldesi Kıyıköy yolu üzerinde oluşuyla avantajlı bir diğer mekan, Laladere Kır Lokantası. Kıyıköy’ün Kırklareli’nin Vize ilçesine bağlı bir belde olmasına rağmen, Laladere Tekirdağ il sınırları içerisinde kalıyor. Tam olarak Tekirdağ’ın Saray ilçesine bağlı Güngörmez köyüne ait mesire alanının adı Laladere. Saray ilçesine 13 km, bağlı olduğu köy olan Güngörmez’e ise 5 km uzaklıktaki köyün bir diğer komşusu, yine Kıyıköy yolu üzerinde bulunan ve Laladere’ye 3 km uzaklıkta olan Bahçeköy.

Kıyıköy’e gidenler Güngörmez’i 5 km geçtikten sonra, Laladere köprüsünün başından sola, orman içine sapan yolu kaçırmamak zorundalar. Gerçi yol boyunca pekçok tabela sizi bu kır lokantasına yönlendirecektir, ama siz yine de tedbiri elden bırakmayın. Karayolundan 500 metre içeriye, orman yoluna girdiğinizde, ormanın orta yerinde kurulmuş olan Laladere Kır Lokantası’na geliyorsunuz.

Aslında burası bir mesire alanı. Fakat, bölgenin tüm işletmesini köy tüzel kişiliği eliyle ihaleyi alan Zülfü KARATEPE ve ailesi yapıyor. Kendi mutfağına sahip salaş kapalı mekanlarına, bahçe düzenlemesine katılan üzeri ahşap çatıyla örtülü kır masaları, orman içerisine yayılmış diğer kır masaları, spor alanları, hamaklar, salıncaklar, kamping alanları, ışıklandırma, çeşme & wc gibi unsurlar ekleniyor.

Laladere Kır Lokantası bir aile işletmesi. Sıkı aile bağları işlerin daha düzenli ve sahiplenerek yürütülmesini kolaylaştırıyor. Mekanla ilgili önceki

bir yazımızda bahsettiğimiz gibi, mutfağından kendisine has lezzetler devşiren mekan, bahar ayları ile birlikte kuzu-oğlak çevirmesiyle de müdavimlerini ağırlıyor. Nisan ortalarında süt oğlağı ve kuzusu ile başlayan çevirme, Ağustos sonuna değin ikinci üçüncü nesil süt kuzuları ve oğlakları ile hep aynı nefasette lezzeti yakalamaya çalışıyor. İşletmenin sahibi Zülfü KARATEPE aynı zamanda kendisi de bir üretic. Bu sebeple etin temini ve işlenmesinde zorluk çekmiyor.

Toplantı ve davetlere ev sahipliği de yapan Laladere Kır Lokantası, çevirme için gelecek misafirlerinin bu lezzeti garantilemeleri, yahut arzularına göre hazırlanmasının temini için önceden telefonla bilgi verilmesini öneriyorlar. Zira, taş fırında hazırlanan kuzu-oğlak çevirmeler, önceden haber verilmesi durumunda kazıkta çevirme yöntemiyle de hazırlanabiliyor.

Doğanın tüm cömertliğine sahip Lalader Kır Lokantası, son yıllarda çevirmesiyle de göz dolduruyor. Gelenlere bir tavsiye…Sakın yörenin meşhur manda yoğurdundan tatmadan ayrılmayın !

Laladere Kır Lokantası

Saray- Kıyıköy Yolu, 13. Km, Laladere Köprüsü Sapağı, Güngörmez Köyü / SARAY

Tel : 0 532 791 96 86 ( Zülfü KARATEPE )

SALİH USTA’NIN YERİ

Küçük, gözden uzak ama lezzetli…

Salih Usta yılların deneyimiyle damaklara armağan ettiği, taş fırında pişirdiği çevirmelerini Pınarhisar’ın Tozaklı Köyü’ndeki salaş, gözden uzak ama lezzet dolu mekanında hazırlıyor.

Tozaklı Köyü, Pınarhisar’a 5 km mesafede, Istırancalar’dan sökülüp gelen deresiyle uzun seneler Hıdırellez mesirelerine ev sahipliği yapan, derenin iki yakasına yaslanmış şirin bir köy. O eski mesirelik olduğu dönemlerini gölgeleyen, çok da verimli olmayan kömür ocakları son zamanlarda köyün tüm çehresini alaşağı etmiş durumda, maalesef ki.

Buna karşılık köyü ziyaret etmek için Çevirmeci Salih Usta gibi bahaneler bulabiliyorsunuz. Az bilinen bir mekan olması sebebiyle, kısıtlı sayıda hayvan kesilerek tüketilebilecek kadar çevirme hazırlanıyor. Bunun için gelecek olanların önceden haber vermesi halinde onlara özel çevirme hazırlanabiliyor. Aksi halde çevirme bulup bulamayacağınızın garantisi yok. Zaten çevirmeyi ancak bahar aylarında bulabiliyorsunuz. Nisan Mayıs aylarındaki süt oğlaklarından çevirmesi oldukça lezzetli. Maharetli ellerden devşirildiğini hemen anlayabiliyorsunuz.

Çevirmeci Salih Usta

Tozaklı Köyü / PINARHİSAR

YAYLA KASABI & ŞEN KASAP

Senelerdir çevirmeleri ile damakları şenlendiren mekanlardan iki tanesini aynı başlık altında size duyuracağız. Pınarhisar’ın Yenice Beldesi’ndeki bu iki mekan, beldenin İğneada yönünden çıkışında, yolun solunda yer alıyor. Birbirine akraba iki aile işletmesi olan Yayla ve Şen Kasap, birbirine bitişik iki binadan ve ortak kullandıkları, kır masaları çıkartılmış bir bahçeden oluşuyor.

Istrancalar’ın kuytusundaki bu beldeden bir başka mekanı daha önerdiğimizi ( Kerimoğlu ) göz önüne aldığımızda, Yenice Beldesi’nde köy kasapçılığından devşirilmiş lezzetlerin haklı şöhreti daha anlaşılabilir bir durum oluveriyor.

Yayla Kasabı ve Şen Kasap özenle hazırlanmış et ürünleriyle olduğu kadar, helme helme dökülen çevirmesiyle de İğneada’ya gidenlerin yahut dönenlerin mutlaka uğradıkları iki mekan. Her gün hatırı sayılır miktarda çevirmenin satıldığı bu mekanların, civardan müdavimleri olduğunu da dile getirmiş olalım.

Yayla Kasabı ( 0 288 685 50 04 ) & Şen Kasap ( 0 288 685 50 34 )

Yenice Beldesi / PINARHİSAR

0 535 216 54 36 ( Halim ÇOLAK )

Bu Konuyu Sosyal Medyada Paylaş

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Yorum Yaz

*

Yukar k
sitemin degeri ne kadar
Forumlarda Ara